MUTLULUĞA BİR ADIM.

MUTLULUĞA BİR ADIM.

    Çocukken alınan bir çikolata için havalara uçarken şimdi gördüğümüz ve isteklerimizi gerçekleştiremediğimiz her şey bizi mutsuz ediyor. Bence bu yüzden mutlu kalamıyoruz çünkü hep olandan daha fazlasını istiyoruz. Aslında aradığımız o mutluluk belki de aldığımızda havalara uçtuğumuz o çikolatadadır. Bizler mutluluğun zor olduğunu düşünürüz. Hatta bazen kendi mutluluğunuzdan da vazgeçseniz karşı tarafı mutlu edemezsiniz ve mutsuzluk o kadar bulaşıcı bir duygudur ki bir süre sonra ışıl ışıl olan bir elması bile çamur birikintisine çevirebilir. Hayata hep incitici tarafından bakıyoruz belki de ya da yaşanılan kötü anılar kalıyor sadece akıllarda. Her şey geçiyor hayatta 1 yıl önce üzüldüğünüz o şeylere üzülüyor musunuz hala ya da üzüldüğünüz o günlerin tazeliği kaldı mı içinizde o günkü kadar akıtıyor musunuz gözyaşlarınızı ? Hiçbir şey eskisi gibi kalmıyor, en kötü yaşadığın şey bile zamana bırakınca geçiyor, geriye kalan sadece akıttığınız gözyaşlarınız oluyor. Mutluluk o kadarda zor olmasa gerek,  aldığımız her nefes mutluluğa bir sebep. Tabi ki mutluluk kadar mutsuzluğu da yaşayacağız fakat bilmeliyiz ki zaman elbet bize mutlulukta getirecek.

HemDem
Latest posts by HemDem (see all)

10 thoughts on “MUTLULUĞA BİR ADIM.

  1. Çok güzel anlatmışsınız. Mutlu olduğumuz şeylerle yetinmeyi bilmiyoruz. Ve hep daha fazlasını istedıgımızde kendımızı boşluk içinde buluyoruz.Bu güzel yazınız benı çok etkiledi. Sürekli okuyucunuzum devamını beklıyorum 👏

  2. Yazı için teşekkürler, güzel olmuş; kendi görüşüme göre değinmek isterim: “hep olandan daha fazlasını istiyoruz” demişsiniz, ancak ne yazık ki (belki de iyi ki) bu insanın doğasında var: her zaman daha fazlasını istemek. Öyle olmasaydı dünyayı geliştiremezdik de zaten. Bu isteğin önüne geçemeyiz çünkü bu insanı insan yapan şeydir. O nedenledir ki hiçbir zaman bu dünyaya ait hissetmeyiz; kısıtlı oluşumuz, sınırlarımızın olması biz insanlara göre bir şey değildir. Bunda kendimizi suçlayacak bir durum yok, kendimizi ‘ufakla yetinmeye inandırmak’ gereksiz ve ‘mış gibi yapmamız’ bize bir şey kazandırmayacaktır, yapay mutluluklardan başka. İnsan ruh haline göre ve yaşantısına göre kendi mutluluk ölçeğini belirler.

    Ayrıca son kısımda değindiğiniz “Her şey geçiyor hayatta 1 yıl önce üzüldüğünüz o şeylere üzülüyor musunuz” sorusu da insanın doğasına aykırı bir farkındalık olabilir, her ne kadar doğru söyleseniz de insan o anda içinde bulunduğu duyguların esiridir, bir yıl sonra üzülmeyeceğimizi bildiğimiz bir durum karşısında bile o anda üzülmek durumundayızdır zira biz anı yaşayan varlıklarız. Geçmiş ve geleceği yaşamayız; geçmiş ve gelecek için sadece kaygı ve pişmanlık duyarız. İnsan bilir ki mutluluk da tasa da daimi değildir; ancak bu duyguları, o an dünya onun için durmuş gibi yaşamaya meyilldir; tıpkı bir gün öleceğini bilmesine rağmen asla ölmeyecekmiş gibi davranması, bu dünyaya ait hiçbir şeye temelli sahip olmayacağını görmesine rağmen ölümüne sahiplenme çabası gibi.
    Sevgiyle kalın.

    1. Öncelikle teşekkür ederim okuyup yorumladığınız için tabi ki doğru söylediğiniz yerler var fakat bulunduğumuz yerden daha ileri gidebilmek için önce hayal etmek gerekir daha sonra çaba göstererek hedefe ulaşmak yani ne kadar emek verdiğimize bağlıdır bu. Evet bir bakıma gelişimin temelini aslında oluştururken bir yandan da hayatımızı etkileyecek sorunlarda yaratabilir ki çoğu zaman bu zarar verici olabilir. Bana göre elindekinin kıymetini bilmek ve sürekli olmayan şeyler için sorun yaratanlar genelde hep etrafındakilerle gizli bir yarış içerisinde olurlar. Anı yaşamak evet çok güzel bir duygudur ki bence olandan daha fazlasını isteyen insanlar hep mukayese içinde olurlar ve hırstan dolayı anı yaşayamaz hep daha fazlasını aramak için elindeki ile mutlu olmak yerine sadece daha fazla ne yapabileceklerini düşünürler ve bence bu insanı bir süre sonra fazlasıyla yorar. Ufak şeylerle yetinmek demişken şuna değinmek istiyorum ki bu kişiden kişiye değişir kime ve neye göre küçük? Beklentiyi büyük tuttukça alacağın her kötü sonuçta yıkılacaksın öyleyse çünkü aslında bu istekler ne kadar kazanılırsa kazanılsın bir doyumsuzluk olacak ve istekler bitmeyecek hep daha da fazlası ve insanın gücü yetmediği yerde daha da kaygılı huzursuz ve stres halinde olacak. Bu arada duygulardan bahsetmişken evet biz anı yaşayan insanlarız geleceği düşünemeyiz o duyguyu o an yaşamayı severiz ki yaşamalıyız da zaten fakat o bir örnek geçmeyen ne var şu hayatta en çok üzüldüklerimiz bile geçiyor demek istemiştim. Sizinde dediğiniz gibi insan anı yaşamalı.
      TEŞEKKÜRLER..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir